Yıl:2018   Sayı: 15   Alan: Uluslararası İlişkiler  

Vefa KURBAN
ARŞİV BELGELERİ IŞIĞINDA STALİN’İN TÜRKİYE POLİTİKASI
 
Giriş: 1924-1953 yılları arasında Josef Stalin SSCB Komünist Partisi Merkezi Komitesi Genel Sekreteri görevini üstlenmiştir. Bu sürecin İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı kategoride incelenmesi gerekmektedir. İlk aşamada SSCB’nin dış politikasında en önemli yeri Batılı ülkelerle siyasi münasebetler kurmak, aynı zamanda da kendisine karşı kurulacak olan ittifakları engellemek almaktadır. Türkiye’nin önceliği ise bu süreçte Lozan’da çözüme kavuşturulamayan meselelerin biran önce çözüme kavuşturulmasıdır. İkinci aşamada ise SSCB Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yeniden değerlendirilmesi talepleriyle Türk Dışişlerini tedirgin etmiştir. Aslında, Türkiye 2. Dünya Savaşı felaketine bulaşmayan dünyadaki birkaç ülkeden birisidir. Sovyetler Birliği ile Almanya’nın birbirlerini karşılıklı olarak yok etmeye çalıştıkları sırada, Ankara hükümeti Almanya ve İngiltere ile başarılı bir şekilde işbirliğini yürüterek, tarafsız kalmayı tercih etmiştir. Amaç: Bu araştırma Stalin’in Türkiye politikasın incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kapsam: Yapılan bu araştırmanın evrenini Türkiye ve Rusya, aynı zamanda Rusya’da yayınlanan Ermeni kaynakları oluşturmaktadır. Araştırma 1 yıl kadar sürmüştür. Sınırlıklar: Araştırma 1924-1953 yılları ile sınırlandırılmıştır. Yöntem: Araştırmada Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgeleri incelenmiş, Rusça kaynaklar Türkçeye aktarılarak yorumlanmıştır. Ayrıca, dönemim basını ve konu ile ilgili daha önce yapılmış olan çalışmalara da bakılmıştır. Sonuç: Lenin döneminde, Sovyetler Birliği ile Ankara Hükümeti arasında iyi başlayan siyasi, askeri ve diplomatik ilişkilerin Stalin döneminde değiştiği anlaşılmaktadır. Bu değişim özellikle, İkinci Dünya Savaşından galip çıkan Sovyetler Birliğinin savaştan sonra Türkiye’ye karşı izlediği tehditkâr politikalarıyla Türkiye’yi tedirgin etmiştir ve bu tedirginlik Türkiye’nin Batı yanlısı politika izlemesine ve Batılıların kurdukları ittifaklara yakınlaşmasına neden olmuştur. Arşiv belgelerinden de anlaşıldığı üzere, Sovyetlerin bu tavrı, yani, Boğazlarda ortak üs talepleri, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanımak istemeyişinin nedeni, aslında Sovyetler Birliği için bir prestij meselesi olmuştur.

Anahtar Kelimeler: Stalin, Sovyetler, Türkiye, Moskova

Doi: 10.17373/UHEYAD.2018.1.2

STALIN'S TURKEY POLICY IN THE LIGHT OF ARCHIVE DOCUMENTS
 
Josef Stalin assumed the post of the Secretary General of the Central Committee of the USSR Communist Party from 1924 to 1953. This period needs to be examined in two different phases, before and after the Second World War. In the first phase, the main focus of the USSR foreign policy was to establish political relations with the Western countries and meanwhile to prevent possible alliances against itself. The priority of Turkey was to settle the problems that could not be settled in Lausanne as soon as possible within this period. In the second phase, the USSR disturbed Turkish Foreign Affairs with the demands to reevaluate the Montreux Convention Regarding the Regime of the Straits. In fact, Turkey is one of the few countries in the world that did not involve in the Second World War disaster. The Ankara government chose to remain neutral by cooperating successfully with Germany and Britain. In the official Turkish history, the neutrality policy of Turkey has been regarded as a great success of the Turkish politics. It seems as if the country made more profit by remaining neutral than it would have made if it had entered the war. The trade of strategically important commodities (copper, chrome, cotton, wheat and others) with Germany enabled the economic situation of the country to be improved considerably. However, this pragmatic stance later brought many political problems to Turkey. Objective:This study was carried out to evaluate the Turkish-Russian relations, both during and after the Second World War, and Stalin's policy towards Turkey. Turkey terminated all her economic and political relations with Germany on August 2, 1944. On January 12, 1945, the Turkish Government authorized the cargo vessels of the Allies to pass through the straits under the Lend-Lease program, and declared war on Germany on February 23, 1945. In return, Turkey received an official invitation to the conference held in San-Francisco and became one of the founding members of the UN. Scope:The research universe consisted of the Turkish and Russian publications plus Armenian sources published in Russia. The study lasted approximately one year. Limitations:The research was limited to the years from 1924 to 1953. Russia experienced a significant change in 1924 when Lenin passed away and J.V. Stalin emerged as the new leader of the USSR. With Stalin’s death in 1953, the Soviet authorities notified Turkey that, from then on, there would not be any Soviet territorial claims to Turkey. Method:The relevant documents from the Prime Ministry Republican Archives were reviewed and available Russian sources were translated in Turkish and analyzed. Conclusion: In conclusion, it is comprehended that the temperate political, military and diplomatic relations between the Soviet Union and Ankara Government which were started during Lenin's era changed course during Stalin period. That change became clearly visible especially after the Soviet Union's victory in the Second World War with the threatening policies adopted towards Turkey which startled the Turkish Government. Therefore, Turkey started pursuing a pro-Western policy, resulting in a rapprochement with the Western alliances. It can be inferred from the archive documents that the Soviets attitudes towards founding a joint base on the Bosphorus was the main reason behind their unwillingness to recognize Turkey’s territorial integrity which became a matter of prestige for the Soviet Union.

Keywords: Stalin, Soviets, Turkey, Moscow

Doi: 10.17373/UHEYAD.2018.1.2

Tam Metin